Büyüme betondur, gelişme ise insan
- Kasım 12, 2025
- by
- Mustafa Koçak
Tarih, hazinelerle değil, hikmetle yükselen medeniyetlerin izlerini saklar. Kimi zaman bir hükümdarın servetiyle aydınlanır yollar, kimi zamansa o servetin hoyratça saçılmasıyla karanlığa bürünür kentler. Mansa Musa da işte bu iki ucu keskin kılıcın tam ortasında duran, altınıyla hem tarihe hem iktisada damga vuran ilginç bir isimdir.
1324 yılında Mekke’ye doğru çıktığı hac yolculuğunda Musa’nın altınla dolu kervanı, yeryüzünde ender görülen bir manzara oluşturur. Çünkü bu kervan geçtiği her sokakta kese kese altın dağıtmaktadır. Ancak bu ihtişamlı cömertlik, özellikle Mısır gibi ekonomik dengeleri hassas coğrafyalarda ağır bir fatura doğurur. Nasıl ağır fatura doğursun? Ne güzel işte herkes kese kese altın sahibi olmuş diyebilirsiniz. Altın yağmuru, kısa süreli bir neşe yaratır; ama ardından gelen enflasyon ve parasal değer kaybı, yıllar süren ekonomik tahribata dönüşür. Ne yazıktır ki, zenginlik bazen bir milletin başına gelen en büyük felakettir.
Bu tarihi hadise bize birkaç hayati dersi hatırlatır. İlki ve belki de en önemlisi: zenginlik, gelişmişlik demek değildir. Bir memlekete altın yağsa da, o altın akılla yoğrulmamışsa, faydası geçicidir, zararı kalıcıdır. Musa’nın dağıttığı tonlarca altın, sokaklara geçici refah serpti; ama kalıcı olan şey, istikrarsızlıktı.
Bugün de benzer tuzaklarla yüz yüzeyiz. Bir ülkenin büyüme oranları kalkınma ve gelişmişlik demek değildir. Büyüme, rakamların büyümesidir; ama gelişme, insanların huzurla büyümesidir. Büyüme betondur, gelişme ise insandır. O sebepledir ki bazı dönemlerde büyüme yaşanır ama işsiz gençler, borç içindeki esnaf ve mutsuz yurttaşlar manzarası değişmez.
İkinci ders şudur: kaynak, kaynaktan önce niyete ve stratejiye muhtaçtır. Altınınız olabilir; ama onu hangi topraklara serptiğiniz, nasıl bir sulamayla değerlendirdiğiniz asıl meseledir. Günümüzde doğal kaynaklara sahip pek çok ülkenin gelişmişlikte geride kalması, işte bu yanlış stratejilerin neticesidir. Varlık, vizyonsuzlukla yüklendiğinde, sadece ağırlık yapar.
Mansa Musa’nın altınları belki halkı sevindirmiştir; ama esas kıymetli mirası, dönüşte Timbuktu’da kurduğu Sankore Üniversitesi olmuştur. Eğitim, bilgi ve kültür, Musa’nın dağıttığı altından çok daha uzun ömürlüdür. Zenginlik kalıcıdır ancak sadece bilgiyle harmanlandığında.
Üçüncü ve can yakıcı ders: Zenginliğin ağırlığı, liyakatsiz ellerde felakete dönüşür. İktidar sahipleri, bazen ellerindeki imkanları sadece göz boyamak, halkı oyalamak veya günü kurtarmak için harcarlar. Tıpkı bir ülkenin veya şehrin bütçesini sosyal yardım maskesiyle günübirlik harcamalara aktarması gibi. Oysa esas kalkınma, uzun soluklu planlar, altyapı yatırımları ve insan gücüne yapılan yatırımla mümkündür.
Büyüme ile gelişme karıştırılmamalıdır. Büyüyen bir ekonomi, aynı anda gelişen bir toplum yaratmaz. Zenginlik kavramı stratejik olarak değil de popülist olarak kullanılırsa, ekonomik, kültürel, ahlaki ve sosyolojik yapımız çökmeye mahkumdur.